29 Ekim 2016 Cumartesi

Wolfgang Pauli ve Pauli Etkisi

20. Yüzyılın başları teorik fiziğin altın çağı. Almanya başta olmak üzere tüm dünyada ardı ardına gelen çok önemli buluşlar ve keşifler ile dünya çalkalanıyor. Planck,Einstein, Heisenberg, Bohr, Pauli ve diğer tüm büyük bilim insanları nerdeyse aynı dönemde yaşamış. Hepsinin fizik alanında çığır açan buluşlarının olması yanı sıra kendine has özellikleri de mevcut.

Wolfgang Pauli de bu bilimadamlarından bir tanesi. Pauli'nin hayat hikayesini uzun uzun anlatmayacağım ama kendine has davranışları ve ilginç özellikleri ile ilgili biraz bilgi vereceğim.

Pauli, 1921'de 21 yaşında görelilikle ilgili yazdığı ve Einstein'e bile teorisi hakkında birkaç şey öğreten kitabıyla bilim dünyasına bomba gibi düşmüştü. Dombarılığı ve açık sözlülüğü (kimilerine göre küstahlığı) ile ünlü Pauli, bir derste ayağa kalkarak kim olduğuna ve itibarına bakmaksızn dersi anlatan kişiye tamamen saçmaladığını söylemekten çekinmezdi. Pauli'nin bu kendine has aşırı güveni ile anlatılan bir espri de mevcuttur. Pauli ölür ve cennete gider. Tanrı ona fizik konusunda bilmek istediği bir şey olup olmadığını sorar. Pauli ışık ve madde arasındaki etkileşim sabitinin neden 1/137 değilde 1/137,035999031.... şeklinde ondalıklı bir bölen ile sağlandığını sorar. Tanrı tahtaya gider ve birtakım denklemler yazarak açıklama yapmaya başlar. Kısa bir süre sonra Pauli'nin yüzünde zafer kazanmış ve karşısındakini küçümseyen sırıtış belirir ve Tanrı'nın elindeki tebeşiri alarak şöyle der: "İşte bu, yanlış yaptığın yer tam burası".

Pauli 1930 yılında radyoaktif beta bozunumundaki "Nötrino" adlı hayalet parçacığı tahmin ederek ün kazanmıştır. Bugün nötrinolar çok özel labaratuar ortamlarında gözlenebilen bilinen en küçük atom altı parçacıklardır.

Pauli ünlü teorileri kadar deney teçhizatları üzerindeki efsanevi etkileri ile de bilinir. Ne zaman bir labaratuara girse cihazların kısa devre yaptıkları, patladıkları veya üzerinden silindir geçmiş gibi paramparça yığınlara dönüştükleri görülmüştür. "Pauli etkisi" o kadar kötüdür ki deneysel fizikçi Otto Stern, Pauli'nin Hamburg'taki labaratuarına girmesini yasaklar. Onunla sadece kapalı kapılar ardında labaratuardan uzak bir odada fizik konularını tartışacağını şart koşar. Gerçekleşen ilginç bir olayda Pauli'nin labaratuar yakınında olmasa bile çok uzak bir yerden cihazları etkilediği yönündedir. Bir keresinde fizikçi James Franck'ın Göttingen'deki labaratuarında Pauli yanında bile değilken çok fazla teçhizat problemi yaşadığı görülmüştür. Ancak tren tarifelerine bakıldığında bu labaratuar kargaşalarının tam doruk noktasında Pauli'yi Zürih'ten Kopenhag'a götüren bir trenin beş dakikalığına Göttingen istasyonunda durduğu ortaya çıkmıştır.

Pauli'nin kendisi de tuhaf bir biçimde "Pauli Etkisi" ne inanmıştır. İsviçre'li psikatrist olan Carl Jung'un ömür boyu dostluğunu sürdürdüğü nadir insanlardandır. Jung psikokinetik enerjinin varlığına ve insan düşüncelerinin fiziksel dünyada bazı etkileri olduğuna inanıyordu. Şimdilik bunun açıklanamayacağını fakat ilerleyen yıllarda bilimin gelişmesi ile bunun açıklanabileceğini ümit ediyordu. Pauli gibi büyük bir fizikçi bile böyle bir etkiye inandığına göre olası mümkün bir teori gibi görünüyor.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme